28 Eylül 2010 Salı

Bensiz İlk Oyun!!! (17 ARALIK 2009)

Saat: 21.50

Eğitimden çıkar çıkmaz bensiz oynanacak bir oyunun burukluğunu yaşadım. Anlatılamayacak, tarifsiz bir durumdu bu. Saat 20.00 de koştura koştura telefon kulübesine vardım. Üç kişi sıradaydı. Durumun manevi boyutunu anlattım hiç tanımadığım insanlara. Anlayışla karşıladılar ve en öne geçmeme izin verdiler. O coşkulu heyecanla aradımk…aradımm…aradımb.
Fakat telefonumu açan olmadı. İsteğim ekibime bensiz olan ilk oyunlarında yanlarında olduğumu hissettirmek ve kalbimin, dualarımın onlarla olduğunu bildirmekti. Bu konuda kimseye kızmıyorum sadece üzüldüm ekip arkadaşlarıma, kardeşlerime oyundan önce başarılar dileyemediğim için. Sağlık olsun. Eminim bugün 3 Aralıktaki oyundan da iyi bir oyun olacaktır ve de oluyordur. Biraz erken arayabilseydim konuşurdum kısmet artık. Charinusu da merak etmiyor değilim. Eminim bomba gibi oynuyordur ve en çok alkışı alanlardan biri de o olacaktır. Şu sıralar ‘ Good bye my lover ’ şarkısını söylüyor olabilir reji değişmediyse tabi J

Maskeler (16 ARALIK 2009)

İnsan zamanla alışıyor her şeye
Yalnız kalabalıklarda tek başına kalmaya bile
Herkes alışmış gibi gözükse de
İçinde bir yerlerde var saygısızlıkları
Hem sevdiklerine hem de özlediklerine karşı…
… Yazdıklarım özlem duyduklarıma karşı derin bir yara olacak, belki de oluyor…Çok bağlanmışım elimde olmadan, yürekten duyulanlara karşı koyamadan…

Biçare (15 ARALIK 2009)

Karanlığın silsilesinden
Aydınlığın görünmeyen yüzüne
Bir çift göz umutla bakar
Aydınlanamayacak yüzlere…

Işıldayan Gözler (14 ARALIK 2009)

…Işıl ışıl parlayan yüzlerce göz gördüm bugün. Bazılarının belki beş ay söneceğini bile bile gülümsedim onlara. İçim acıdı mı bilmiyorum fakat yanan bir şeyler vardı yüreğimde. Yansın biçare bir şekilde kor alevler halinde. Söndürsün biçareysem önce beni…

Sıradan Bir Uyanış (13 ARALIK 2009)

…Sabah bir ıslık sesiyle uyandım. Camlara vuran rüzgarın sesiymiş…

26 Eylül 2010 Pazar

İstanbula!!! Veda (12 ARALIK 2009)

…Bana gurbette olmak değil gurbeti içimde taşımak koyuyor… …Ben giderken belki İstanbul ağlamıyordu ama öyle insanlar ağlıyordu ki milyon tane İstanbul ağlasa tek birinin gözyaşı kadar üzüp ıslatamaz beni…
HEPİNİZİ GERÇEKTEN ÇOK SEVİYORUM CANLARIM BENİM!!!